Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
oenanthylous
subrogation clause
mpongve
be diverted
I'm certain
action blade
Estimated value
famine dropsy
selector de datos
introduce legislation
interrupts%2Fsec
white rice
muy dulce
turbobooster
extremals of the function
Arbeitsbild
alpha-cellulose
plan operacional
press operators
z-bar column
Printer heads
screw mount
be detained
percussion instrument
thick chocolate
in two
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"in two"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
in two
zf.
iki kısma
Deyim
2
Deyim
in two
s.
ortadan ikiye
"in two"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
be in two minds
f.
bocalamak
2
Genel
put one's two cents in
f.
fikrini söylemek
3
Genel
be in two minds about
f.
birşey hakkında kesin bir karara varamamak
4
Genel
fold in two
f.
ikiye kıvırmak
5
Genel
fold in two
f.
ikiye katlamak
6
Genel
break in two
f.
ikiye bölmek (ekmeği vb)
7
Genel
triple one’s money in two weeks
f.
parasını iki haftada üçe katlamak
8
Genel
work in two-man teams
f.
ikili takımlar halinde çalışmak
9
Genel
in two minds
s.
kararsız
10
Genel
in two shakes
zf.
bir çırpıda
11
Genel
in under two months
zf.
iki aydan az bir zamanda
12
Genel
in two ticks
zf.
hemen
13
Genel
in two minutes flat
zf.
tam iki dakikada
14
Genel
in two shakes
zf.
bir lahzada
15
Genel
in two shakes
zf.
çok çabuk ve kolaylıkla
16
Genel
in two shakes
zf.
hemen
17
Genel
in a day or two
zf.
bir iki gün içinde
18
Genel
two in a row
zf.
ikisi bir arada
19
Genel
in two rows facing each other
zf.
iki geçeli
20
Genel
in two steps
zf.
iki adımda
21
Genel
once in two days
zf.
iki günde bir
22
Genel
once in two days
zf.
her iki günde bir
23
Genel
once in two hours
zf.
iki saatte bir
24
Genel
two years in a row
zf.
iki sene üst üste
25
Genel
two years in a row
zf.
iki yıl arka arkaya
26
Genel
two years in a row
zf.
iki yıl üst üste
27
Genel
in the last two years
zf.
son iki sene içinde
28
Genel
in two days
zf.
iki gün içinde
29
Genel
two in one
zf.
ikisi bir arada
30
Genel
once in two days
zf.
iki günde bir
31
Genel
in two ways
zf.
iki katlı bir şekilde
32
Genel
two peas in a pod
expr.
çok benzeşen iki birey
33
Genel
two peas in a pod
expr.
hık demiş burnundan düşmüş
34
Genel
two peas in a pod
expr.
benzer iki şey
İfadeler
35
İfadeler
an apple cleft in two
i.
bir elmanın iki yarısı
36
İfadeler
friendship is one mind in two bodies
expr.
dostluk aynı düşünceleri paylaşmaktır
37
İfadeler
in two minutes flat
expr.
tam iki dakika içinde
38
İfadeler
in two minutes flat
expr.
sadece iki dakika içinde
Atasözü
39
Atasözü
bird in the hand is worth two in the bush
elde edilmiş olan şey elde edilememiş güzel şeylerden daha iyidir
40
Atasözü
bird in the hand is worth two in the bush
eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir
41
Atasözü
a bird in the hand is worth two in the bush
eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir
42
Atasözü
one cannot be in two places at once
on tane elim yok. her yere aynı anda koşamam/yetişemem
43
Atasözü
you can't sit in two chairs at once
aynı anda bir çok işi yapamazsın
44
Atasözü
you can't sit in two chairs at once
aynı anda her yere yetişemezsin
45
Atasözü
you can't sit in two chairs at the same time
aynı anda bir çok işi yapamazsın
46
Atasözü
you can't sit in two chairs with one butt
ikisinden birini seçmesi gerek
47
Atasözü
you can't sit in two chairs at the same time
ikisinden birini seçmesi gerek
48
Atasözü
you can't sit in two chairs with one butt
iki şey aynı anda yapılamaz
49
Atasözü
you can't sit in two chairs with one butt
aynı anda bir çok işi yapamazsın
50
Atasözü
you can't sit in two chairs at the same time
aynı anda her yere yetişemezsin
51
Atasözü
you can't sit in two chairs with one butt
aynı anda her yere yetişemezsin
52
Atasözü
you can't sit in two chairs at the same time
iki şey aynı anda yapılamaz
Konuşma Dili
53
Konuşma Dili
be in two minds
f.
kararsızlık yaşamak
54
Konuşma Dili
be in two minds
f.
kararsız kalmak
55
Konuşma Dili
be in two minds
f.
(iki seçenek arasında) gidip gelmek
56
Konuşma Dili
be in two minds
f.
muallakta kalmak
57
Konuşma Dili
be in two minds
f.
gel git yaşamak
58
Konuşma Dili
be in two minds
f.
bocalamak
59
Konuşma Dili
be in two minds
f.
ikilemde kalmak/olmak
60
Konuşma Dili
in two minds
expr.
kararsız
61
Konuşma Dili
in two minds
expr.
kesin bir karara varamayan
62
Konuşma Dili
in a year or two
expr.
bir veya iki sene içinde
63
Konuşma Dili
in a year or two
expr.
bir veya iki seneye
64
Konuşma Dili
in two minutes flat
expr.
tam iki dakika içinde
65
Konuşma Dili
in two minutes flat
expr.
tam iki dakikada
Deyim
66
Deyim
be in two minds about
f.
kararsız kalmak
67
Deyim
put your two cents worth in
f.
sorulmadan fikir beyan etmek
68
Deyim
put your two cents worth in
f.
her lafa karışmak
69
Deyim
put your two cents worth in
f.
hariçten gazel okumak
70
Deyim
put your two cents worth in
f.
her lafa atlamak
71
Deyim
put your two cents worth in
f.
her söze karışmak
72
Deyim
be in two minds about something
f.
ikilemde olmak
73
Deyim
be like two peas in a pod
f.
bir elmanın iki yarısı gibi olmak
74
Deyim
put in one's two cents
f.
fikrini söylemek
75
Deyim
rip something in two
f.
bir şeyi (yırtarak) ikiye bölmek/ayırmak
76
Deyim
put one's two cents' worth in
f.
hariçten gazel okumak
77
Deyim
put one's two cents' worth in
f.
bir işe salça/maydanoz olmak
78
Deyim
put one's two cents' worth in
f.
burnunu sokmak
79
Deyim
put in your two penn'orth
f.
(sorulmadan) görüşünü açıklamak
80
Deyim
put in/stick in your two penn'orth
f.
(konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
81
Deyim
put in your two penn'orth
f.
(konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
82
Deyim
stick in your two penn'orth
f.
konuşmaya dalmak
83
Deyim
put in/stick in your two penn'orth
f.
(sorulmadan) görüşünü açıklamak
84
Deyim
put in/stick in your two penn'orth
f.
konuşmaya dalmak
85
Deyim
stick in your two penn'orth
f.
(sorulmadan) görüşünü açıklamak
86
Deyim
stick in your two penn'orth
f.
(konuşmaya/konuya) maydanoz olmak
87
Deyim
put in your two penn'orth
f.
konuşmaya dalmak
88
Deyim
be in two minds about
f.
kararsızlık yaşamak
89
Deyim
be in two minds
f.
kararsızlık yaşamak
90
Deyim
be in two minds
f.
(iki seçenek arasında) gidip gelmek
91
Deyim
be in two minds
f.
muallakta kalmak
92
Deyim
keep (two or more people) straight (in one's mind/head)
f.
kimin kim olduğunu kafasında oturtmak
93
Deyim
keep (two or more people) straight (in one's mind/head)
f.
(birden fazla kişiyi) birbirinden ayırt edebilmek
94
Deyim
keep (two or more people) straight (in one's mind/head)
f.
(birden fazla kişiyi) kafasında ayırt edebilmek
95
Deyim
put in (one's) two pennyworth [uk]
f.
yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
96
Deyim
put in (one's) two pennyworth [uk]
f.
(kendi) naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
97
Deyim
put in (one's) two pennyworth [uk]
f.
maydanoz olmak
98
Deyim
put in your two ˈcents’ worth
f.
yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
99
Deyim
put in your two penn’orth
f.
yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
100
Deyim
put in your two ˈcents’ worth
f.
naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
101
Deyim
put in your two penn’orth
f.
görüşünü/fikrini paylaşmak
102
Deyim
put in your two penn’orth
f.
yerli yersiz fikrini söylemek
103
Deyim
put in your two ˈcents’ worth
f.
görüşünü/fikrini paylaşmak
104
Deyim
put in your two penn’orth
f.
naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
105
Deyim
put in your two pennyworth
f.
görüşünü/fikrini paylaşmak
106
Deyim
put in (one's) two pennyworth [uk]
f.
(kendi) görüşünü/fikrini paylaşmak
107
Deyim
put in your two pennyworth
f.
yerli yersiz fikrini söylemek
108
Deyim
put in your two ˈcents’ worth
f.
yerli yersiz fikrini söylemek
109
Deyim
put in your two pennyworth
f.
yerli yersiz fikir/görüş belirtmek
110
Deyim
put in (one's) two pennyworth [uk]
f.
yerli yersiz (kendi) fikrini söylemek
111
Deyim
put in your two pennyworth
f.
naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak
112
Deyim
rip (someone) in two
f.
(birinin) yüreğini dağlamak
113
Deyim
rip (someone) in two
f.
(birinin) kalbini kırmak
114
Deyim
rip (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) ortadan ikiye ayırmak
115
Deyim
rip (someone) in two
f.
(birini) harap etmek
116
Deyim
rip (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) iki eşit parçaya bölmek
117
Deyim
rip (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) ikiye ayırmak
118
Deyim
rip (someone) in two
f.
(birinin) ciğerini yakmak/delmek
119
Deyim
rip (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) ortadan ikiye bölmek
120
Deyim
rip (someone) in two
f.
(birini) kahretmek
121
Deyim
rip (someone) in two
f.
(birini) duygusal olarak yıkmak
122
Deyim
tear (someone) in two
f.
(birini) yıkmak
123
Deyim
tear (someone) in two
f.
(birini) kahretmek
124
Deyim
tear (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) iki parçaya bölmek
125
Deyim
tear (someone) in two
f.
(birinin) içini parçalamak
126
Deyim
tear (someone) in two
f.
(birinin duygusal olarak) canını çok acıtmak/yakmak
127
Deyim
tear (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) ortadan ikiye ayırmak
128
Deyim
tear (someone) in two
f.
(birini) paramparça etmek
129
Deyim
tear (someone or something) in two
f.
(birini/bir şeyi) ikiye bölmek
130
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kararsızlık yaşamak
131
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şey/bir şeyi yapmak hakkında bocalamak
132
Deyim
be in two places at once
f.
her şeye aynı anda yetişmek
133
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili ikilemde olmak
134
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili gel git yaşamak
135
Deyim
be in two places at once
f.
aynı anda iki yerde birden olmak
136
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kesin karar verememek
137
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kararsız kalmak
138
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili muallakta kalmak
139
Deyim
can't be in two places at once
f.
her yere aynı anda koşamamak/yetişememek
140
Deyim
can't be in two places at once
f.
on tane eli olmamak
141
Deyim
can't be in two places at once
f.
aynı anda iki yerde birden olamamak
142
Deyim
pull (one's) belt in a notch or two
f.
harcamaları azaltmak/kısmak
143
Deyim
pull in (one's) belt a notch or two
f.
harcamaları azaltmak/kısmak
144
Deyim
pull in (one's) belt a notch or two
f.
kemer sıkmak
145
Deyim
pull (one's) belt in a notch or two
f.
kemer sıkmak
146
Deyim
put in (one's) two pennies (worth) [uk]
f.
sorulmadan fikrini söylemek
147
Deyim
put in (one's) two cents' worth
f.
sorulmadan fikrini söylemek
148
Deyim
put in (one's) two penn'orth [uk]
f.
sorulmadan fikrini söylemek
149
Deyim
put in (one's) two pennies (worth) [uk]
f.
hariçten gazel okumak
150
Deyim
put in (one's) two cents' worth
f.
hariçten gazel okumak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of in two
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy